özgür ozan
KIYIM
ezgi deniz’e
senin de kendi gözlerince bir haklılığın var
iptilaları taşlamak, evet belki en doğrusu
gecesin, yürüdüğüm yola hangi sokak dayanır
hangi sokakta yanar aşk içeren lamba
keşke size birer serçe armağan etseydim
sırça bir kelepçe ya da iplik, iğne
teğelle deseydim masamı kalemine
adın gibi biliyorsun sen de silme yokluk vardı
hep boğulduğumuz şişelerde, geçilmiş bir ser
hoş bir yanı var sekliklerinin de
tek ricam senden, beni horozdan bilme
ağızda çokça gevelenmiş bir atonal ezgiyi
sonradan söylerken kekelemek olasıdır, anladım
kıymak kökünden gelir kıyı
kendince bir küfrü var çekip gidişlerinin
al sancağa yapıştırılmış bir kıbrıs çıkartması
işgal dersin, ilhak dersin, muhakkak dersin
ne dersen de ayağında salladı bizi çok
çok emzirdi, ninniler de cabası, yine de
çimlere iliştirilmiş küçük kırmızı gemi
midir karşılayan seni, bir özerkliğin gizli
senin de, sesinde, benlerinde, şiirinde
bir dişil koruma sancısı, koruma sanrısı
sonrası çilek lekeli bir doğum tebriği
kalburun alt taraflarından sorumlu mavi tanrısı
böylece, ilk kez kekeledim söylerken bir şarkıyı
neyse, madem son slogandır artık eylemde
unutma, kıymaktan kıyı!
0 yorum yazılmıştır